|
Gökçelik Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Aras;
firmasının kuruluş tarihçesi, misyonu, hedefleri ve kalite anlayışını özel bir röportaj ile paylaştı.
|
1. Firmanız nasıl kuruldu, öyküsünü bizimle paylaşır mısınız?
Gökçelik A.Ş.’nin temelleri, 1976 yılında Bursa’nın Gazcılar semtinde küçük bir dükkanda, perakende sektörünün raf ve depolama ihtiyaçlarını ile sanayinin depolama ihtiyaçlarına katkı sağlama vizyonuyla atıldı. Kuruluşumuzdan bu yana üretim disiplinini, mühendislik gücüyle birleştirerek raf ve depo sistemleri alanında güvenilir bir çözüm ortağı olmayı hedefledik. İlk yıllarımızda yerel ölçekte başlayan yolculuğumuz, zaman içerisinde Ar-Ge yatırımlarımız, teknolojik altyapımız ve insan kaynağımıza yaptığımız katkılar sayesinde ulusal ve uluslararası pazarlara taşındı. Bugün 50 yılı geride bırakırken, 70’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştiren Gökçelik’i sadece bir üretici değil, müşterilerine değer katan, teknoloji odaklı bir mühendislik markası olarak konumlandırmanın gururunu yaşıyoruz.

2. Ürün ve hizmetleriniz neler, çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Gökçelik A.Ş. olarak raf ve depo sistemleri alanında geniş bir ürün yelpazesine sahibiz. Perakende raf sistemlerinden, mağaza teşhir stantlarına, ağır yük raf sistemlerinden otomatik depolama çözümlerine, kasiyersiz kasadan elektronik raf etiketliğine, mekik depo raf sistemlerinden mobil depo raf sistemlerine kadar farklı sektörlerin ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyoruz. GDS markamızla depolama sistemleri alanında güçlü bir varlık gösteriyoruz.
Sunduğumuz hizmetleri yalnızca üretimle sınırlı görmüyor; proje tasarımı, mühendislik, kurulum ve satış sonrası destek süreçlerini de kapsayan uçtan uca bir hizmet anlayışı benimsiyoruz. Lojistik verimliliği artıran, alan kullanımını optimize eden ve işletmelerin rekabet gücünü yükselten çözümler üretmek temel önceliğimizdir.

3. Kurum olarak 2026 yılı ve gelecek dönemler için hedefleriniz, planlarınız, beklentileriniz, hayalleriniz, stratejileriniz nelerdir?
2026 ve sonrasında Gökçelik olarak en önemli hedefimiz; dijitalleşme, otomasyon ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümemizi sürdürmek. Endüstri 4.0 uygulamalarını üretim süreçlerimize daha fazla entegre ederken, akıllı depo sistemleri alanında yenilikçi çözümler geliştirmeye odaklanıyoruz.
50.yılımızda kabul edildiğimiz Turquality programının da desteği ile ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmek, özellikle Ortadoğu, Avrupa ve Amerika’da daha güçlü bir marka bilinirliği oluşturmak stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bununla birlikte çevre dostu üretim anlayışımızı geliştirerek karbon ayak izimizi azaltmak, enerji verimliliğini artırmak ve sürdürülebilir üretim modellerini yaygınlaştırmak da temel hedeflerimizden biridir.
Hayalimiz; Gökçelik’i global ölçekte sektörün referans markalarından biri haline getirmek ve “rafın olduğu her yerde” mottosunu gerçek anlamda dünya çapında temsil etmektir.

4. ‘Kalite’yi siz nasıl tanımlarsınız? Yaşamda ve işte kaliteyi yakalamak için nelere odaklanmalıyız?
Bizim için kalite; yalnızca ürünün teknik standartlara uygunluğu değil, müşterinin beklentilerini aşan bir deneyim sunabilmektir. Kalite, bir sonuçtan ziyade bir kültürdür. Üretimden yönetime, tedarikten insan kaynağına kadar tüm süreçlerde benimsenmesi gereken bir yaklaşımdır.
Yaşamda ve işte kaliteyi yakalamak için öncelikle sürdürülebilirlik, sürekli iyileştirme ve ölçülebilirlik kavramlarına odaklanmalıyız. Ayrıca insan faktörünü merkeze koymak, ekip ruhunu güçlendirmek ve öğrenen organizasyon yapısını benimsemek büyük önem taşır. Disiplinli çalışma, veri odaklı karar alma ve yeniliğe açık olma da kalitenin vazgeçilmez unsurlarıdır.
.jpg)
5. Destekçileri arasında yer aldığınız 23. Kalite ve Başarı Sempozyumu'nun ‘Kırılma Noktası’ teması sizin için ne ifade ediyor?
“Kırılma Noktası”, değişimin kaçınılmaz olduğu ve dönüşümün zorunluluk haline geldiği anları ifade ediyor. İş dünyasında bu anlar ya geride kalmayı ya da sıçrama yapmayı beraberinde getirir.
Biz Gökçelik olarak kırılma noktalarını bir tehditten ziyade fırsat olarak görüyoruz. Pandemi, küresel tedarik zinciri sorunları ve teknolojik dönüşüm gibi süreçler, iş yapış biçimlerimizi yeniden tanımlamamıza vesile oldu. Bu noktalar, daha çevik, daha yenilikçi ve daha dirençli bir organizasyon yapısına geçişimizi hızlandırdı.
Dolayısıyla bizim için kırılma noktası; değişime uyum sağlamak değil, değişimi yönlendirebilme cesaretini göstermek anlamına geliyor.
Geleceğe ilham veren bir sözünüz ile röportajımızı tamamlıyoruz;
“Değişimin hızına ayak uyduran değil, ona yön verenler geleceği inşa eder.”
Sn. Yalçın Aras'ın iş dünyasındaki başarı yolculuğundan ilham alıyor, KalDer'e ve kaliteye kattıkları için teşekkür ediyoruz.
.jpg)
.jpg)

|