KalDer Türkiye Kalite Derneği Bursa Şubesi
E-Bülten

Toplam Kalite Bir Yaşam Biçimidir

2026
Sayı:289

Yrd.Doç.Dr. Funda Coşkun

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi

Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı

Tüberküloz

 

Tüberküloz binlerce yıldan beridir yeryüzünde insan sağlığını tehdit eden genç ve orta yaş grubu ölümlerinin önemli nedeni olan ve henüz başarılı bir eradikasyonu sağlanamamış olan bir hastalıktır.

1940’lı yılların sonunda anti tüberküloz ilaçların tanınmasıyla tüberkülozun eradike edilebileceğine dair umutlar belirdi. 1953-1984 arasında ABD’de tüberküloz insidansında  sürekli bir düşüş eğilimi vardı. Ancak 1985-1992 yılları arasında bildirilen tüberküloz olguları %20 oranında arttı. Ancak toplum sağlığını tehdit eden tüberkülozun muhtemelen önlenmesi söz konusuysa bir ülke bu konuda savaşmayı bırakmamalıdır. Tüm tüberküloz olgu sayıları düşmekteyse de ABD’de her eyalette tüberküloz vakaları hala bildirilmektedir. İlaç rezistansı, HIV ve yüksek tüberküloz insidansı olan yerlerden gelenlerin göçü ile birlikte epidemiyoloji değişmiştir. Dünya popülasyonunu üçte biri tüberküloz basili ile infektedir, yılda 8 milyon yeni olgu ve 3 milyon ölüm bildirilmektedir.

            Yirminci yüzyılın ortalarında tüberküloz özellikle gelişmiş olan ülkelerde yaşam koşullarının düzeltilmesi, yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması ve etkili anti tüberküloz ilaçların bulunmasıyla kontrol altına alınmış, olgu ve ölümlerin sayıları minimal düzeye indirilmiştir.

            Önlenebilir ölümlerin %26’sı tüberküloz nedeniyledir. Tüberküloz olgu sayıları sürekli artmaktadır. Bu artış nedenleri arasında tüberküloz ile HIV epidemisi arasındaki ilişki de rol oynamaktadır.

Tüberküloz tespit edilen hastaların bölge verem savaş dispanserine ihbarı zorunludur. Belirli süre içinde ihbar edilen kişi sayısına bakılarak hastalığın yaygınlık derecesi ölçülebilir.

            Etken: Tüberküloz etkeni 1882 yılında R.Coch tarafından tanımlanan mycobacterium türü mikroorganizmalardır. M. tuberculosis fakültatif intrasellüler parazittir.

            Tüberküloz insanlara damlacık, damlacık çekirdeği ya da tüberkülozlu ineklerin sütlerinin kaynatılmadan içilmesiyle bulaşır. Enfekte kişilerin %10’unda başlangıç enfeksiyonundan yıllar sonra aktif hastalık gelişebilir .

            Konakçı:Tüm insanlar tüberküloza karşı duyarlıdır.

Sosyoekonomik durum: Tüberküloz olgu ve ölümleri sosyoekonomik durumun en kötü olduğu 5. sınıfta en fazlayken 1. sınıfta en azdır.

Beslenme: Yeterli ve dengeli beslenme olanaklarının sınırlı olduğu gelişmekte olan ülkelerde tüberküloz olgu ve ölümleri yüksektir.

Alkol: Kronik alkolizm olgularında vücut direnci düştüğü  için tüberküloz görülme sıklığı artmaktadır.

            Yer: Tüberküloz, kentsel yörelerde kırsal yörelerden daha yaygındır. Kentlerin gecekondu yörelerinde görülen yetersiz ve dengesiz beslenme, kalabalık yaşam, kötü çevre ve yaşam koşulları hastalığın yayılmasına ve artmasına neden olur.

            Zaman: Tüberküloz her zaman ve mevsim görülür. Ancak insanların soğuk nedeniyle bir arada yaşadıkları kış aylarında olgu sayısında artış görülür.

            Hastalık: Diabetes Mellitus,, Kronik Renal Yetmezlik, Silikozis, AIDS ve sigara içim öyküsü hastalığın görülme riskinin artırmaktadır. Psikolojik dengesi bozuk olan kişilerde de tüberküloz enfeksiyonuna eğilimin arttığı yönünde bulgular vardır.

 

 

Ülkemizde Tüberküloz

            Yapılan çalışmalar tüberküloz ile enfekte olgu oranının  %25 olduğunu göstermektedir. Enfekte kişilerin yaklaşık %0.2 ‘sinde klinik hastalık tablosu oluşmaktadır. Bu da yılda yaklaşık 30.000 yeni olgu demektir.

            Tüberküloz savaşı  ülkemizde 1953 yılında başlamıştır. 20-25 yıl içerisinde tüberküloz ölümleri 30 kat , enfeksiyon riski 10 kat azalmıştır. 1962’de Yozgat  ilindeki tüberküloz prevalansı %0.66 iken 17 yıl içinde bu oran %0.1 ‘e inmiştir. 1982’de ise prevalans hızı %0.36 bulunmuştur. Tüberküloz prevalansı %0.74 ile Güney Doğu Anadolu Bölgesinde en yüksektir.

            Ölüm oranları ise 1960’dan beri sürekli olarak azalmaktadır. 1960’da %0.55 olan oran 1995’de %0.01’e kadar düşmüştür.       1997 yılında Bursa ilindeki 6-12 yaş grubu çocuklarında yapılan bir araştırmada enfeksiyon riski %1.06 olarak saptanmıştır. Aynı bölgede 1980 yılında yapılan bir araştırmada ise oranın %0.37 olması 15 yılda Bursa ilinde tüberküloz enfeksiyon riskinin arttığı göstermektedir.  

            1999 yılında 15 yıl ara ile yapılan iki çalışmada tüberküloz görülme yaş gruplarının anlamlı olarak değiştiği saptanmıştır. Birinci çalışmada 15-30 yaş grubunda %60 olan görülme oranı ikinci çalışmada %44 ‘e kadar düşmüş; 45 yaş üstünde birinci çalışmada %12.7 görülme oranı varken ikinci çalışmada bu oran %22’ye yükselmiştir. Sonuçta tüberküloz enfeksiyonunun ileri yaşlarda görülmesi tüberküloz ile savaşta aşama kaydedildiğinin göstergesidir.

 

Tüberkülozlu Olguların Tanısı

            Tüberküloz hastalığının tanısı diğer hastalıklarda olduğu gibi klinik belirtiler, bulgular ve tanı testleriyle yapılır. Kişinin tüberküloz basili ile karşılaşıp karşılaşmadığını Tüberkülin testi (PPD) belirtir.

            Tüberkülozda tanıyı destekleyen iki önemli test vardır. Radyolojik testler hastalık tanısında tüberkülin testine göre daha duyarlı ancak daha az seçici testtir. Bakteriyolojik testler ise en duyarlı olmasına karşın en az seçicidir.

            Tüberkülin testi organizmanın tüberküloz basili ile karşılaşıp karşılaşmadığını ve basilin protein komponentlerine karşı allerjinin oluşup oluşmadığının gösteren bir testtir. 

            1934 yılında Seibert basilin protein fraksiyonunu amonyum sülfatla çöktürerek tüberküloproteini saf olarak elde etmiş ve buna Purified Protein Derivate adını vermiştir. PPD gücü tüberkülin ünite olarak ifade edilir.

            Tüberkülin testi 1 ml dizyem taksimatlı özel bir kullanımlık enjektörlerle sol ön kolun 2/3 üst dış kısmına deri içine yapılır.  72 saat sonra endürasyon çapı ölçülerek okunur.

 

Tüberküloz Kontrolü ve Korunma

            Enfeksiyon zincirinin kırmak için hastaların saptanıp yeterli ve uygun tedaviyi almaları gerekmektedir. Hasta ile temasa eden kişiler aşısız ve tüberkülin negatif iseler BCG ile aşılanmalı ya da gerekiyorsa ilaçla korumaya alınmalıdırlar.

Dünya Sağlık Örgütünün tüberküloz tedavisi için öngördüğü tedavi şeması doğrudan gözetimli tedavidir. Hastanın ilaçlarını gözetim altında ,içmesi tedavi sürekliliğini sağlamakta, tedavide başarı oranlarını artırmaktadır.

            Gelişmekte olan ülkelerde çocukların korunması için her doğan çocuğa BCG aşısı uygulanmalıdır. Tüberküloz riskinin düşük olduğu toplumlarda riskli gruplar BCG aşısı uygulanabilir.

            Dünya Sağlık Örgütüne göre sağlık hizmetlerinde entegrasyon kavramı gündeme gelmiştir. Tüberküloz savaşı için ana ilkeleri ; tüberküloz savaşı ve kontrolü ülkenin tümünü kapsamalı, sürekli olmalı ve toplum istekleriyle uyumlu olmalıdır şeklindedir.

 

 

KAYNAKLAR

1.Akkaynak S. Tüberküloz. Ankara Ayyıldız Matbaası.1986:54-64.

2.Özyardımcı N. Akciğer ve Akciğer Dışı Organ Tüberkülozları.Bursa 1999:33-50.

3.Iseman Michael D.(Çeviri:Özkara Ş).Klinisyenler İçin Tüberküloz Kılavuzu.Ankara Nobel Tıp Kitabevi.2002:97-125.

4. Fishman P. Alfred.Epidemiology of Tuberculosis. In Fishman’s Pulmonary Diseases and Disorders.Mc-Graw Hill. USA. 1998: 2431-41.

5.Crofton J, Horne N, Miller F.(Çeviri: Koçyiğit E, Dağlı E).Klinik Tüberkülozu. Yüce Yayınları. İstanbul. 1995:7-15.

6.Özyardımcı N. Tüberküloz Genel Bilgiler.Göğüs hastalıkları ve Tüberküloz Özet Kitabı. Bursa 2002: 77-99.

7.Arda H., Karagöz T., Hatabay N. Yeni Akciğer Tüberkülozu Olgularında 15 Yıl Ara ile Yapılan Yaş Grupları Dağılım Çalışmasından Epidemiyolojik Mesaj. Solunum Hastalıkları Dergisi. 1999. Cilt:10. Sayı:4:374-80.

8.Özyardımcı N., Yüksel Eser G., Karadağ M., Uzaslan Esra K.Bursa İli Merkez ve Çevre Köylerinde 6-12 Yaş Grubu Çocuklarda Tüberküloz Enfeksiyon Risk Oranı. Tüberküloz ve Toraks Dergisi.1997. Cilt:45. Sayı:2:83-8.

9.Özyardımcı N. Akciğer ve Akciğer Dışı Organ Tüberkülozları.Bursa 1993:14-8.

10.Kocabaş A. Tüberküloz Kliniği ve Kontrolü. Adana. 1991. 401-437.

11.Türkiye ‘de Tüberküloz Kontrolü için Kılavuz. Sağlık Bakanlığı Verem Savaş Daire Başkanlığı. Ankara. 1999:7-10.

 

Geri